|
Büyük ve ciddi kuşkular
arefesinde bulunuyoruz. Toplum sancı sancı üstüne kıvranıp
duruyor ve yeni birşeyler doğurma eşiğinde...
Yıllar yılı binbir
paradoxla kendine has çizgiden uzaklaşmış yığınlar,
gelecek hakkında oldukça endişeli ve ümitsiz. Yürekler
dermansız...zihinler fakir...ilhamlar sevimsiz...
Ruh dünyası böylesine
sarsık ve istikbali içiçe kaos, canı dudağında perişan
kitleler, dizlerine derman, yüreklerine fer bekliyorlar.
Kendisinde hayat ve saadet umduğu havarisini , iman ve
ümit mesajlarıyla karşısında bulması, onun için en hayati
bir mevzudur...
Ümit herşeyden evvel bir
inanç işidir.İnanan insan ümitlidir ve ümidide inancı
nisbetindedir. Bu itibarladır ki, sağlam inanç mahsulü çok
şeyler, bazılarınca harika zannedilmektedir. Aslında ,
ümit, azim ve kararlılık, iman dolu bir kalbe girince,
beşeri normaller aşılmış olur. Bu seviyede gönül hayatına
sahibolamayanlar ise bunu fevkaladeden sayarlar...
Hele insan, inanacağı
şeyi iyi seçebilmiş ve ona gönül vermişse, artık onun ruh
dünyasında, ümitsizlik, karamsarlık, ve bedbinlikten asla
sözedilemez...
Fert, ümitle varlığa
erer; toplum onunla dirilir ve gelişme seyrine girer. Bu
itibarla, ümidini yitirmiş bir fert var sayılamayacağı
gibi, ümitten mahrum bir toplum da felç olmuş demektir.
Ümit insanın kendi ruhunu
keşfetmesi ve ondaki iktidarı sezmesinden ibarettir. Bu
sezişle insan, kainatlar ötesi Kudreti Sonsuz'la
münasebete geçer ve onunla herşeye yetebilecek bir güç ve
kuvvete ulaşır. Bu sayedede , zerre güneş; damla derya
parça bütün ve ruh kainatın bir soluğu haline gelir.
Adem Nebi,(s) semasının
karardığı, azminin kırıldığı ve canının dudağına geldiği
bir devrede, ümitle silkindi, "nefsime zulmettim" dedive
dirildi. Şeytan ise, gönlünden akıttığı ümitsizlik kan ve
irin içinde bocaladı durdu ve nihayet boğuldu...
Her gönül-eri ümitten bir
meşale ile yola çıkmış, bununla tufanları göğüslemiş;
fırtınalarla pençeleşmiş ve dalgalarla boğuşmuştur.
Kimisinde de ümitCudi tomurcuğu, kimisinde irem bağları
kimisindede Medineleşen bir Yesrib haline gelmiştir. Bu
vadide her ümit kahramanı, aynı zamanda Hak katının azizi,
halkın da bayrağı olmuştur.
Ne yiğitçe ve çalımla
yola çıkanlar vardır ki, iman ve ümit zaafından ötürü,
yarı yolda kalmışlardır. Küçük bir zelzele, gelip geçici
bir bir fırtına, akıp giden bir sel, onların azim ve
iradelerinide beraber alıp götürmüştür. Ya kendilerine
ümitle bağlanıp sonradan onlarla beraberyeis bataklığına
düşüp boğulanların hali, o hepten yürek acısıdır.
Bizler topyekün bir
millet olarak, dayanıp darılmayan, azmedip yılmayan ve
hele ümitsizliğe asla kapılmayan yol göstericilere; ekmek
kadar, su kadar, hava kadar ihtiyaç içindeyiz. Hevesle
yola çıkıp hevalarına göre aradıklarını bulamayonca, ya
ümitsizliğe düşmüş veya Yaradanla cedelleşmeye girişmiş
olanlara gelince; onlar bizden, bizde onlardan fersah
fersah uzakta bulunmaktayız. Feleğin geniş dairedeki çarkı
çemberi, hiçbir zaman, yerdeki bu sefillerin kokmuş
felsefelerine ve bozuk hendeselerine göre cereyan
etmeyecektir...!
Binbir ümit tomurcuğunun
tebessüm ettiği ve binbir tohumun, toprağın altında kara
düşecek cemreyi beklediği şu günlerde, ümitten mahrum
gönüllere ümit dileklerimizle... |