|
İnsan bu dünyada ruh ve
beden gibi birbirinden farklı iki kuvveti temsil
etmektedir. Zaman zaman bu iki kuvvetin birleşip bir
bütün teşkil ettikleri müşahade edilse bile, ekseriyet
itibarıyle, zıtlaştıkları vebirinin zaferi diğerinin
hezimetini netice verdiği görülmektedir. Bedeni
isteklerin şaha kalktığı ve azgınlaştığı bir bünyede ;
ruh; çelimsiz, dermansız ve cismani arzuların azat kabul
etmez kölesi olmasına karşılık; aksine nefsin
iştihalarına başkaldırdığı, kalbin akla, ruhun bedene
hakim kılındığı bir bünyede, ruh; binbir labirenti bir
solukta aşar ve ölümsüzlüğe ulaşır.
Güçlü ve muzaffer
insan, kendini yenen insandır. Nefis ve kötü tutkuların
esaretinden kurtulamamış sefil ruhlar, cihanları
fethetseler dahi mağlup sayılırlar. Böylelerinin, bir
baştan bir başa dünyayı işgal etmelerine fetih
denilmeyeceği gibi, istila ettikleri yerlerdede uzun
zaman payidar olmalarına imkan yoktur.
Cihanı iki hükümdar
için az gören yavuz; dünyanın dörtbir bucağını velveleye
veren fatih ordusuyla, krallara taç verip taç aldığı
günlerde değil; Ridaniye zaferini müteak,p islam
dünyasının biricik hükümdarı ünvanıyla, İstanbul
kapılarına gelip de, teb'anın alkış ve alayişini
görmemek için , halkın uykuda olduğu bir saati kollayıp,
payi tahta sessizce girdiği zaman gerçek fatih;
hocasının atının ayağından sıçrayan çamurla kirlenmiş-
Estağfirullah!-ıtırlanmış cübbenin, tabutuna sarılmasını
tavsite ettiği zaman da muzafferdi. Romalı kumandan
Katon, Kartacalıları yendiği zaman değil, ordusu zafer
naraları ile başkente girerken, kumandanlık at ve
formalarını krala teslim edip" Ben milletime hizmet için
savaşmıştım; şimdi vazifem bitti, köyüme dönüyorum"
dediği zaman muzafferdi ve milletinin gönlüne taht
kurmuştu.
Bir ağacın boy atıp
gelişmesi için kökleri ne ise, bir insanın da
maddi-manevi füyuzat hislerinden fedakarlığı aynı şeyd,r.
Ağaç, köklerinin sağlamlığı nisbetinde serpilip
geliştiği gibi, insanda menfaat düşüncesinden,
bencillikten sıyrılıp, başkaları için yaşadığı sürece,
gelişir, yükselir, ve başı bulutlara erer."Seksen küsur
yıllık hayatımda dünya zevkine ait bir şey bilmiyorum;
ömrüm hep, harp meydanlarında, esaret zinddanlarında, ve
çeşitli çilehanelerde geçti. Çekmediğim eza, görmediğim
cefa kalmadı...Gözümde ne cennet sevdası nede cehennem
korkusu var; milletimin imanını selamette görürsem
cehennemin alevleri içinde yanmaya razıyım, çünkü
vücudum yanarken gönlüm gül-gülistan olur..."İşte ruhun
zaferlerini terennüm eden kutsi gülbank!..
Geleceğin tacidarları,
ruhun zaferleriyle saadete erm,iş talihliler olacaktır. |